SON DAKİKA

DARICA HALK KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ (Akçaabat)

İSTATİSTİKLERLE HALKI YOKSULLAŞTIRMAK! | TÜİK sadece istatistik açıklamıyor, vatandaşın ekmeğini belirliyor.

Bu haber 21 Nisan 2022 - 9:00 'de eklendi ve 2 views kez görüntülendi.
İSTATİSTİKLERLE HALKI YOKSULLAŞTIRMAK! | TÜİK sadece istatistik açıklamıyor, vatandaşın ekmeğini belirliyor.

İSTATİSTİKLERLE HALKI YOKSULLAŞTIRMAK! | TÜİK sadece istatistik açıklamıyor, vatandaşın ekmeğini belirliyor.

.

TÜİK’ten izinsiz istatistik açıklayanlara hapis cezası hazırlığı bilim dışı girişimdir. Bilimsel araştırma evrensel haktır ve siyasi izne tabi tutulamaz. Ülkedeki bütün emek gelirleri TÜİK verilerine endekslenmiş durumda.

Herkes biliyor ki, TÜİK sadece istatistik açıklamıyor, VATANTAŞIN EKMEĞİNİ BELİRLİYOT!

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) izinsiz istatistik açıklayanlara hapis cezası mı geliyor? Geçen hafta bu soru gündemdeydi. Gazeteci Fikret Kozok’un 14 Nisan 2022’de Bloomberg’de yayımlanan haberine göre araştırmacılar, resmi olmayan verileri TÜİK’in onayını almadan yayınlarlarsa 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecekler.

Bloomberg tarafından görülen yasa taslağına göre, metodolojisi TÜİK tarafından onaylanmadan herhangi bir platformda herhangi bir veri yayınlanması engellenecek.

Henüz bu konuda Meclis’e sunulmuş bir yasa teklifi yok. O nedenle ayrıntıları bilmiyoruz. Ancak haber şu ana kadar ne TÜİK ve ne de AKP yetkilileri tarafından yalanlandı. Böyle bir hazırlığın olması kuvvetle muhtemel.

Dolayısıyla bu vahim girişimin, zihniyetin üzerinde ne kadar durulsa azdır. TÜİK daha önce de resmi enflasyondan farklı enflasyon oranı açıklayan ENAGrup hakkında kurumu “kasıtlı olarak karalamak” ve “kamuoyunu yanlış yönlendirmek” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

Anlaşılan bu suç duyurusu ile yetinmeyip alternatif istatistiki sesleri tümüyle susturmayı hedefliyorlar.

İstatistik engizisyonu mu?

Bu yasa hazırlığı bir tür istatistiki engizisyon girişimidir. Araştırma metodolojisi TÜİK’in iznine bağlanacakmış, TÜİK’in onayı olmadan istatistik yayımlayanlara 3 yıla kadar hapis cezası verilecekmiş. Yöntemini TÜİK’in onayına sunmak zorundasın, aksi halde hapsi boylarsın!

Bu akıl, hukuk ve bilim dışı uygulamanın TÜİK tarafından mı önerildiği yoksa bazı AKP’liler tarafından mı akıl edildiğini bilmiyoruz. Ancak TÜİK’in alternatif istatistiklere tahammülsüz pratiği düşünüldüğünde bu girişimde TÜİK’in de dahli olduğunu düşünmek mümkün.

TÜİK’in işgücü piyasaları ve enflasyon gibi alanlarda yayınladığı ankete dayalı veriler uzun zamandır kamuoyunda sorgulanıyor. Özellikle işsizlik ve enflasyon verileri konusunda TÜİK’e dönük haklı ve yaygın eleştiriler var.

TÜİK son aylarda fiyat artışlarını doğru yansıtmadığı sık sık gündeme geldi. Örneğin ENAGrup, mart ayında, TÜİK’in açıkladığı resmi oran olan yüzde 61,14’e karşılık yüzde 142,63’lük bir yıllık enflasyon açıkladı.

Bu düzeyde olmasa da sınırlı kapsamda enflasyon hesaplamaları yapan çeşitli kurumların fiyat artışları ile TÜİK arasında farklar olduğu biliniyor. İstanbul Ticaret Odası İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi ve Türk-İş tarafından hesaplanan gıda enflasyonu TÜİK’in oranlarından yüksek seyrediyor.

Öte yandan DİSK-AR düşük gelir grupları ve emekliler için TÜİK’in ham verilerini kullanarak hesaplamalar yapıyor ve TÜİK’in ortalama enflasyonundan daha yüksek oranlara ulaşıyor.

TÜİK en büyük işveren!

Daha önce de defalarca yazdım TÜİK adeta ülkenin en büyük işvereni durumunda. Çünkü TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları işçi ücretleri, memur maaşları ve emekli aylıkları için temel ölçüt. Ülkedeki bütün emek gelirleri bir şekilde TÜİK verilerine endekslenmiş durumda.

TÜİK sadece istatistik açıklamıyor vatandaşın kaderini tayin ediyor, ekmeğini belirliyor. Enflasyon oranını birkaç puan düşürmek emekçiler için devasa bir gelir kaybı demek. Halkın ekmeği ile oynamak demek.

Enflasyonu düşük açıkladığınızda emekli daha düşük aylık alır, memur maaşları daha az artar, işçiye daha az zam yapılır. Halk istatistik yoluyla soyulmuş olur. Halkı hatalı istatistiklerle, yalan yanlış verilerle de soymak mümkün.

Nitekim çeşitli metodolojik müdahalelerle bunun yapılmasının mümkün olduğunu herkes biliyor. Gerek enflasyon sepetinin saptanmasında gerek fiyatların nereden ve nasıl toplanacağına kadar çok sayıda müdahale mümkün. TÜİK çok köklü bir kurum ve çok değerli bir kadroya sahip ancak TÜİK’in pür bir veri toplama kurumu olduğuna inanmak ve siyasi müdahale ve mülahazalardan uzak olduğuna inanmak biraz saflık olur.

TÜİK’in üst yönetimi siyasi iktidar tarafından atanıyor ve görevden alınıyor. Bu nedenle TÜİK verilerinin denetlenmesi son derece önemli. Bunun yollarından bir TÜİK’in verilerini ve uygulama ayrıntılarını bilim dünyasının ve çeşitli toplumsal örgütlerin denetimine açmasıdır.

Ancak TÜİK’in özerk bir iç denetim sürecine yanaşmadığı biliniyor. 2021 yılında oluşturulan işgücü piyasaları ve enflasyon konulu danışma kurulları kısa bir süre içinde lağvedildi.

Kendine güveniyorsa bilimsel tartışsın

TÜİK kendi içinde nispeten özerk danışma kurullarına olanak tanımadığı gibi bağımsız araştırma kurumlarından gelen eleştirilere karşı da tahammülsüz davranıyor veya görmezden geliyor.

Oysa bağımsız araştırma kurumlarının varlığı TÜİK içinde güvencedir. Siyasi ve idari nedenlerle yapacakları yanlış ve hatalara karşı uyarı işlevi görür. Keşke çok daha fazla bağımsız araştırma kurumu olsa.

TÜİK açıkladığı istatistiki verilere benzer veya ham verilerden yararlanarak çeşitli istatistiki göstergeler yayımlayan araştırma kurumları var. Örneğin DİSK Araştırma Merkezi 2010 yılından bu yana geniş tanımlı işsizlik verisini hesaplayıp yayımlıyor.

Bunu yaparken TÜİK ham verilerini kullanıyor. Ancak TÜİK 2021 yılına kadar geniş tanımlı işsizlik oranı açıklamaktan ısrarla kaçındı. Bu yöndeki talepleri ısrarla görmezden geldi. Ancak DİSK-AR’ın ısrarlı hesaplamaları kamuoyu oluşmasına yol açtı. Zamanla başka iktisatçılar da bu oranı kullanmaya başladı.

 Nitekim pandemi döneminde TÜİK’in açıkladığı standart dar tanımlı işsizlik oranları iyice güvenilmez hale geldi. Artan kamuoyu baskısı karşısında TÜİK Mart 2021’den itibaren “âtıl işgücü” adı altında geniş tanımlı işsizlik oranlarını açıklamaya başladı.

DİSK-AR’ın ısrarı olmasaydı TÜİK belki de halen dar tanımlı işsizlik oranlarını açıklamaya devam ediyor olurdu. Aynı durum enflasyon oranları için de söz konusudur. ENAGrup tarafından açıklanan enflasyon oranları olmasaydı TÜİK daha düşük enflasyon oranları açıklayabilirdi.

TÜİK kendi verilerinden farklı veriler açıklayan kurumların verilerini bilimsel bir eleştiriye tabi tutabilir. Eğer TÜİK bu verilerin hatalı olduğunu, metodolojisinin yanlış olduğunu düşünüyorsa bu konudaki değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşsın.

Alternatif araştırmalar yayımlayanlar da buna yanıt versin. Yapılacak yegâne iş budur. Bilimsel bir araştırmanın tartışması bilimsel platformlarda yapılır. TÜİK’in çok sayıda doktoralı uzmanı var, yetişmiş çok sayıda kadrosu var.

Alternatif enflasyon hesaplamasının metodunun hatalı olduğunu düşünüyorlarsa kapsamlı bir değerlendirme yapsınlar. Ben bugüne kadar TÜİK tarafından alternatif hesaplamalara ilişkin bilimsel bir yanıt verildiğini görmedim. Yapılan açıklamalar iki satırlık yasak savma açıklamalarından ibaret.

TÜİK kendi metodolojisini savunmak ve alternatif metodolojileri eleştirmek istiyorsa bunun yolları bellidir. Kapsamlı açılamalar yaparsınız, uzmanlarının aracılığıyla bilimsel yayın yaparsınız, sizi eleştirenlerle bilimsel toplantılarda bir araya gelip tartışırsınız.

Yöntemlerinin doğru olduğunu düşünenler bunu yapar. Sopa göstermek, hapisle tehdit etmek acizliktir. Bilimsel araştırmanın nasıl yapılacağı, saha araştırmalarının nasıl yürütüleceği bellidir. Bu konuda evrensel kabul görmüş standart ve ilkeler vardır. Akademik alanda etik kurullar bu denetimi yapar.

Bir saha araştırmasının sonucu bir tez veya bilimsel bir makale ile bilimsel kamuoyuna sunulur ve orada tartışılır. Yöntem budur. Bilimsel araştırmayı izne bağlamak ve resmi araştırmalar dışındakileri hapiste tehdit etmek otokratik zihniyetin tipik ürünüdür.

Bilimsel araştırma temel bir haktır

Bu girişim acizlik olmanın yanında hukuk dışıdır. Bilimsel araştırmaları idari makamların iznine bağlamak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin açıkça ihlalidir. Bilimsel araştırma yapmak ve sonuçlarını yayımlamak temel bir insan hakkıdır.

Bu hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesi ile güvence altına alınmıştır: “Herkes ifade özgürlüğü̈ hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.”

Anayasanın 26 ve 27. Maddelerine göre de herkes ifade ve bilimsel araştırma özgürlüğe sahiptir. Madde 27’ye göre Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

TÜİK’ tavsiye: Üzerinizdeki şaibenin artmasını istemiyorsanız bu hukuk ve bilim dışı girişime karşı olduğunuzu açıklayın. Topladığınız verilerle ilgili şeffaflığı sağlayın. Örneğin fiyat istatistikleri üzerinde büyük tartışmalar var. Verileri nereden ve hangi tarihte topladığınızı açıklayın.

Açıkladığınız fiyat verileri kontrol edilebilir olsun. Böylece sizin verilerinizle günlük yaşamdaki veriler uyumlumu görülsün. Bu verileri elektronik ortamda yayımlamak hiç zor değil.

İlk işiniz bu olsun. Mayıs 2022’de sadece mal ve hizmet fiyatlarını değil. Bunları nerelerden topladığınızı da açıklayın. Boş, hukuk ve bilim dışı işleri bırakın. İşinizi yapın. Bilimsel izahat yapın, bilimsel eleştiri yapın. BirGün

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA