1:18 am - BALYOZ VATANDAŞIN TEPESİNE İNDİ | Motorine 8,24 TL, benzine 2,50 TL zam
9:21 am - TÜİK AÇIKLADI: Yıllık enflasyon yüzde 31,51 oldu
9:22 pm - TRABZON’DA TARİHİ GÜN: “Raylı Sistem” için ilk kazma vuruldu
1:42 pm - BALIKÇILARIN AV SEZONUNUN AÇILMASIYLA DENİZE AÇILDILAR, KASA KASA PALAMUTLA DÖNDÜLER
10:46 am - MOTORİNE ÖTV ZAMMI GELDİ: Yıl sonuna kadar her ay kademeli olarak 3’er lira artırılacak
10:53 pm - CUMHURİYET’LE TAÇLANAN BÜYÜK KURTULUŞ MÜCADELESİNİN 104’ÜNCÜ YILI: Yeniden halkın kurtuluşu…
2:03 pm - DÜĞÜNÜMÜZ VAR
9:35 pm - KAMU-AR: Açlık sınırı 38.318 liraya, yoksulluk sınırı 121.036 liraya çıktı
9:01 am - MOTORİNE BÜYÜK İNDİRİM! Pompaya yansıdı
8:31 pm - BAŞKAN EKİM MAHALLEMİZDEYDİ | Sorunların konuşulduğunu öğrendik
–Büyük taarruzun başlangıcı 26 Ağustos 1922-1.Viyana Kuşatması’nda başlayan 238 yıllık geri çekilme Mustafa Kemal ve askerlerinin olağanüstü mücadelesiyle Sakarya Meydan Savaşı’nda durduruldu.
Düşmanın bütünüyle püskürtülmesi için stratejik planlama yapıldı ve 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta Türk milletinin sömürgecilere ve işgalci ortaklarına karşı kesin zaferini duyurdu.
Bugün 30 Ağustos Zaferle taçlanan Cumhuriyete ve halkın egemenline giden yol…
Emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde mücadele veren Anadolu halkının zafere ulaştığı günün 104. yıldönümü.
Bir asır önce bugün, uykuya dalan Osmanlı yönetimine karşı vatanımızı hiçbir dirençle karşılaşmadan sömürgeleştirebileceklerini sanan işgalcilerin hayalleri suya düşürüldü.
Büyük Taarruz 19 Mayıs 1919’da başlayan uzun bir kurtuluş mücadelesinin en önemli duraklarından biri.
30 Ağustos 1922 bir anlamda silahlı mücadelenin son büyük meydan okuması.
Düzensiz çete savaşlarıyla başlayıp ordu haline gelen güçlerle Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Yunan Ordularının yenilgiye uğratıldığı tarih.

30 Ağustos tarihi sembolik olarak bu ülke topraklarının emperyalist işgalden geri alındığı günü temsil eder. Bu tarih 1926 yılından bu yana da Zafer Bayramı olarak kutlanıyor. Bu savaşın üzerinden tam 104 yıl geçti.
Askeri başarının ardından süreç Cumhuriyet’le taçlandı. Bugün geriye bakıldığında büyük bir mücadele ve bu mücadelenin bıraktığı birikimin kıymeti daha iyi anlaşılıyor, anlaşılmalı…
Ama genç Cumhuriyet’in çok büyük bölümü bir anlamda tüm kazanımları yok etme, devrimleri ezme tarihi olarak süregeldi.
Özellikle 1980 ve sonrasında başlayan süreç Cumhuriyet’e karşı açılan bir savaş niteliğinde… AKP’li yıllar ise karşı devrim sürecin inşası görevi üstlendi.
30 Ağustos 2022’de gerçekleşen kurtuluşun karakterine bakmak bugünün görevlerini anlamak açısından da önemli.
İşte kurtuluş mücadelesine karakterini veren en önemli birkaç başlıklardan;
Bağımsızlık: Her türlü boyunduruğa, emperyalist tahakküm ilişkisine karşı bir mücadele. Antiemperyalist karakter.
Halkın varlığı: Elitlerin değil halkların mücadelesiyle gerçekleşti. Meclislerle Anadolu’nun en uzak noktalarına kadar taşındı, oralardan örgütlendi.
Cumhuriyet anlayışı: Bir rejim hayali vardı. Halkın iradesinin yansıyacağı bir rejim öngördü. Cumhuriyet’le taçlandırıldı, Halkın yönetime katılımı sağlandı.
Saray’a karşıydı: Sadece emperyalistlere değil İstanbul’da oturan padişaha ve onun temsil ettiği anlayışa da karşı verildi. Saray’a karşı Meclis’in, tek adama karşı halkın mücadelesiydi.
Birleşik mücadele: Halkın farklı kesimlerinin emperyalist işgale, yerli işbirlikçilerine ve saltanata karşı yürüttüğü ortak mücadeleydi.
Dinciliğe karşı akıl: Dinciliğin hapsettiği zihinlere karşı aklı ve bilimi esas alan bir vizyona ve gelecek perspektifine sahipti. Medeniyet tercihini bu belirledi.
BİR KEZ DAHA YENİDEN
Türkiye, bugün bir kez daha kurtuluş mücadelesi ile karşı karşıya. Cumhuriyet’in tüm kazanımları yok edildiği gibi yakasını çoktan emperyalist ülkelere kaptırmış bir ülke durumunda.
Bağımsızlık sadece yazılı bir metin olarak kaldı. Ne siyasi ne de ekonomik bağımsızlıktan bahsetmek mümkün değil. Halkın yönetimde hiçbir söz hakkı kalmadı.
Ucube Cumhurbaşkanlığı sistemi eskinin kör topal yürüyen parlamenter sistemine rahmet okuttu. Tek adamın ağzından çıkan sözlerin kanun niteliğinde olduğu bir ülkeye dönüştü. Saray bir kez daha ülke yönetimini ele geçirdi.
Dincilik toplumsal yaşamı belirlemede, baskı oluşturmada ve her türlü rezaleti örtmede önemli bir araç haline geldi. Hilafet ve şeriat özlemi açıkça dillendirilmeye başlandı.
Bir asır önce bugün, emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin memleketi parsel parsel işgalcilere teslim etme hevesleri kursaklarında bırakıldı.
Bir asır önce tıpkı bugün gibi, Anadolu halkına sömürü ve zulmü layık gören asalak Osmanlı hanedanı ve peşindeki din tüccarları ve mandacılara tarihin çöplüğünün kapıları açıldı.
Eşitsizlik, adaletsizlik kurumsallaştı. Yoksulluk kader oldu.
Tüm bu nedenlerden dolayı 104 yıl sonra da olsa yeni bir kurtuluş mücadelesi ertelenmez bir görev olarak duruyor.
Böylesine onurlu bir zaferin üzerine inşa edilen Cumhuriyet ise şimdi başka bir asalak sınıfa teslim olmanın sonuçlarını yaşıyor.
Emekçi halkımız patron sınıfının çıkarları için on yıllardır sömürülüyor, kaynaklarımız patronlar tarafından yağmalanıyor, çalıştırdıkları emekçilerin alacaklarını aylarca vermemek için diretiyorlar. İktidar sessizlik içine girmiş, ülkemiz patronlar daha da zenginleşsin diye kötürümleştiriliyor.
İşgal, bu kez de yerli ve yabancı patronların eliyle sürüyor. Onlar bu ülkenin emekçi insanlarının sırtından kasalarını doldurmaya devam ederken emperyalizmin terör örgütü NATO ise ülkenin dört bir yanına yayılmış askerleri ve üsleriyle bu düzenin bekçiliğini yapıyor.
Bu işgale son vermek için bize yeni bir zafer gerekiyor!
Tıpkı 104 yıl öncesinde olduğu gibi, halkla birlikte yeni bir cumhuriyet için yola çıkma zamanı.
Ancak böyle bir inanç tüm mücadeleleri zafere götürecek enerjiyi bu cesareti açığa çıkarabilir.
Büyük zaferin 104’üncü yılı nedeniyle, Mustafa Kemal önderliğinde bağımsız bir cumhuriyetin yolunu açan Kurtuluş Savaşı’nı selamlıyoruz.
Bugün laiklik ve bağımsızlık başta gelmek üzere Cumhuriyet’in mezar kazıcılığına soyunmuş siyasal İslamcı karanlık altında yaşıyoruz. Her yanından çürümüş, lime lime dökülen böyle bir yönetimi ülkemiz hak etmiyor.
Büyük yolsuzluklarla ülkenin birikimlerini talan ederek; yerli ve yabancı tekellere tüm yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi satarak kurulan saltanat hayallerini yıkmaktan başka bir yol yok.
Bunun için tüm devrimciliğimizle sorumluluk alacağız. Cumhuriyet’i, 104’üncü yılında emekçilerin ve ezilenlerin laik, demokratik, bağımsız ve özgür cumhuriyeti yeniden kuracağız. Emperyalizmi, gericiliği, saltanatı yine yenmek; tam bağımsız, eşit ve özgür bir cumhuriyeti kurmak için…