SON DAKİKA

DARICA HALK KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ (Akçaabat)

PROF. DR. TANER GÖREN | Sağlığın fişi çekildi

Bu haber 31 Ocak 2023 - 14:31 'de eklendi ve 40 views kez görüntülendi.
PROF. DR. TANER GÖREN | Sağlığın fişi çekildi

PROF. DR. TANER GÖREN | Sağlığın fişi çekildi

.

AKP’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birlikte hastaya ayrılan muayene süresi 5 dakikaya indi. Fizik muayene ve hasta öyküsü alma denilen ‘anamnez’ ise yok denecek kadar azaldı.

“Sağlığın Ölümü” adlı kitabında bu durumlara dikkat çeken Prof. Dr. Taner Gören “Tüm bunlar yapılmıyorsa, bu hekimlik değil, sermayeye para kazandırma hizmetidir’’ diyor.

İktidarın Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sonucu, kamu hastanelerinde performansa dayalı ödeme sistemi yani ‘bakılan ve yapılan tetkik kadar ödeme” nedeniyle hastaya ayrılan süre azaldı, hastalar fiziki muayene bile yapılamadan tetkiklere yönlendiriliyor, bir türlü teşhis alamıyor.

Fizik muayenenin ve anamnez alınmasının giderek yok olduğunu belirten İstanbul Tabip Odası eski başkanlarından Prof. Dr. Taner Gören, yazdığı kitapta, fizik muayene ve anamnez alınmasının yok olduğunu belirterek “İlk kez başvuran hastaya en az yirmi dakika süre ayrılmıyorsa, anamnez alma ve fizik muayene yeterince ve olması gerektiği gibi yapılmıyorsa bunun adına ‘hekimlik hizmeti’ değil “sermayeye para kazandırma hizmeti” denilebilir ancak” diyor.

Meslekte 45’inci yılını dolduran Prof. Gören’in Ayrıntı Yayınlarından çıkan ilk kitabı “Sağlığın Ölümü”nde sağlıkta yaşanan son süreçler ele alındı, hastaların yaşadığı hikayelere yer verildi. Prof. Gören ile kitabını ve sağlıktaki son durumu konuştuk.

MESLEK YOK EDİLİYOR

Kitabınızın isminden başlayalım; neden “Sağlığın Ölümü”?

Meslekte 45 yılı devirmişim. Anlayacağınız sağlığın Türkiye’de nereden nereye geldiğini yaşayarak gören bir hekimim. Nereye doğru gitmekte olduğunu görüyor ve çok kaygı duyuyorum.

Bugün gelinen noktada, koruyucu hekimlik, tedavi edici hekimlik ve tıp eğitimi alanlarında kaygı duyulacak pek çok sorun var. Bunlar arasında beni en çok endişelendiren durum, hekimin hastasına yeterli vakit ayıramaması, onunla yeterince konuşamaması ve onu olması gerektiği gibi muayene edememesidir.

Meslek hayatım boyunca, daha önce birçok hekime gitmiş, tomografi, MR, anjiyo gibi ileri tanı yöntemleri ile teşhisi konamamış, konuşarak ve olması gerektiği gibi muayene ederek teşhisini koyduğum birçok hastam oldu.

Birçoğu ‘Nasıl olur da bu hastanın teşhisi koyulamaz?’ diye hayret ettiğim hastalardı. Bu hastaların hikayelerini yazma fikri belirdi kafamda. Onların hikayelerini, isim ve yer belirtmeden yazmaya başladım. Sonuçta ortaya otuz iki hikaye çıktı.

Hekimlik mesleğinin yaklaşık beş bin yıllık bir tarihi var. İnsanlık bu kadim mesleği sırf para kazanmak için yozlaştırmaya, yok etmeye çalışıyor.

İşte nasıl bir birikimin yok edilmekte olduğunu anlatmak için kitabın son bölümünde, kilometre taşı niteliğindeki insanları ve olayları içerecek şekilde tıp tarihinin bir özetini yazdım.

FERYADIM BU YÜZDEN

Kitabınızda “Makine mühendisi olacakken tesadüfen doktor olmuş ve doktorluğu sevmiş bir hekimin feryadı” deniyor. Nedir bu feryat?

Bu feryat, hekimlik mesleğinin olmazsa olmaz ritüeli olan “anamnez ve fizik muayene”nin yok olmakta oluşunun feryadıdır.

Sıklıkla vurguladığınız ve günümüzde çok yapılmadığını söylediğiniz anamnez ve fizik muayene kavramları nedir?

Anamnez hekimin, bir şikâyeti, bir derdi olduğu için kendisine gelen hastası ile yaptığı konuşmanın tıbbi adıdır. Fizik muayenede ise hekim dört yöntem kullanır. “İnspeksiyon” hastayı gözlemlemektir. Sadece bu yöntemle birçok hastalığın teşhisi koyulabilir.

“Palpasyon” elle yoklayarak muayenedir. Perküsyon göğüs kafesine ve karına parmakla vurarak yapılan muayenedir. “Oskültasyon” ise stetoskop adı verilen dinleme aleti ile hastanın akciğerlerini, kalbini ve karnını dinleyerek yapılan muayenedir.

Meslek yaşamında bu öğrendiklerini neredeyse hiç uygulamadan hekimlik yapmaya zorlayan bir sistem var şu anda Türkiye’de. Sizce bu kabul edilebilir bir şey midir? İşte feryadım bu yüzdendir.

Anamnez ve elle muayene neden önemli ve ne gibi faydaları var?

Hekim doğru teşhis koyabilmek için ilk kez gördüğü bir hastaya en az yirmi dakika vakit ayırmak zorundadır. Bu bilimsel olarak ortaya konulmuş asgari süredir.

Psikiyatri hastalarında daha da uzun bir süreye ihtiyaç vardır. Sadece anamnez ve fizik muayene ile hastaların yüzde 80’inde teşhis koyulabildiğini göstermektedir.

Oysa bugün Türkiye’nin sağlık sisteminde ilk kez gelen hastaya ayrılan süre ortalama beş dakikadır. Beş dakikada ne anamnez alınabilir ne de yeterli fizik muayene yapılabilir.

Ama bu beş dakikada, hastaya sadece şikayetini sorarak, çoğu gereksiz birçok biyokimya tahlili, MR, BT dediğimiz bilgisayarlı tomografi istek yazıları yazılabilir.

Türkiye’de son yirmi yılda sağlıkta yapılan değişiklikler sürecinde hekime şiddetin bu derecede artmasının altında yatan en önemli sebebin beş dakikalık muayeneler yüzünden sevgi ve saygıya dayalı bir hekim-hasta ilişkisinin kurulamamasıdır.

Yılda bir hekimin bu kadar çok hastaya bakabilmesi için muayene süresinin kısa olmasından başka çare yoktur.

Şu an ki tıp fakültelerinde verilen eğitimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu sağlık sisteminde hekimlik hizmeti ne kadar sorunlu ise tıp eğitimi de o kadar sorunlu.

Önce, yılların emeği ile kurulmuş, belli bir ekolü olan İstanbul Tıp, Cerrahpaşa Tıp, Hacettepe Tıp, Ankara Tıp gibi köklü tıp fakülteleri ekonomik sıkıntılarla çökertildi.

Neredeyse her şehirde altyapısı ve öğretim üyesi kadrosu yetersiz tıp fakülteleri açıldı. Kâr amaçlı özel-vakıf tıp fakültelerinin sayısı hızla arttı.  Ayrıca özel tıp fakültelerinin büyük bir kısmının alt yapısı ve öğretim kadrosu çok yetersiz.

Sağlık Bakanı geçenlerde, MHRS’de beş günde 3 milyon hastanın randevu aldığını övünerek söylemiş. İlk kez başvuran hastaya en az yirmi dakika süre ayrılmıyorsa, anamnez alma ve fizik muayene yeterince ve olması gerektiği gibi yapılmıyorsa bunun adına “hekimlik hizmeti” değil “sermayeye para kazandırma hizmeti” denilebilir ancak.

***

HEKİM TRANSFERİ ŞAŞIRTICI OLMAZ

Nitelikli çok sayıda hekim ya emekliliği seçti ya özele gitti ya da yurtdışına. Önümüzdeki yıllarda bu anlamda ciddi nitelikli hekim sıkıntısı yaşanacak mı ülkede?

Bu sağlık sisteminde artık hekimler yeterince eğitim alamadıklarını, mezun olduktan sonra emeklerinin karşılığını alacak şekilde çalışma olanağı bulamadıklarını, aşırı iş yükü altında kaldıklarını, devletin kendilerini etik ilkeleri ihlal etmeye zorladığını düşünüyorlar ve bu yüzden yurt dışında çalışma arayışına giriyorlar.

Sağlık sitemi böyle devam ederse futbolcu transferi gibi yurtdışından hekim transferi yapılması şaşırtıcı olmayacak.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA